Etiket: Karaladıklarım

Beyaz

Ben bir eylül akşamı
sen bir haziran sabahı.
Ben biraz zemheri, biraz zifiri, biraz yalnız.
Sen sıcacık, sen beyazdan da beyaz.
Artık en sevdiğim renk beyaz,
seni anımsatan tek şey beyaz.

Ellerin geliyor aklıma
o incecik, uzun parmaklı ellerin.
Tutmaya kıyamadığım ellerin…
-ki biliyorum, tutsam ellerini öleceğim-

Devamını oku.

Sahipsiz Dizeler

Zaman zaman karaladığım satırları burada toplu bir şekilde yayımlamayı düşünüyorum. İşte o karaladığım dizeler:

***

senli düşler kurdum yine dün gece
iyi geceler dedim de öptüm gözlerinden
sonra sımsıkı sarıldım sana
huzur veren o gülüşünle kapattım gözlerimi

***

dilim varmaz derdimi anlatmaya
anla işte lisan-ı halimden
anla işte
derdim de sen dermanım da

***

dün, adın geçti bir filmde
oturdum, ağladım bilmiyorum ne kadar
kirpiklerimde hissettim seni
parmak uçlarım sızladı seni düşünürken

***

dudaklarıma bi’ ıslık dolanır böyle gecelerde
bilindik bir melodidir aslında
sebebi de bellidir
ama saklarım kendimden bile
biri gelir de alıverir yoksa

***

Ve yıllar sonra şöyle diyeceğim:
Ayaz bir kasım akşamıydı,
Tutuverdin ellerimden;
Üşüdüm demiştin.
Sonra da hiç bırakmadın.

***

sen de sevsen ya beni
ne bileyim
bul bir bahane
eylüldü soğuktu de mesela
tutuver ellerimden
hüzün değil de mutluluk olsun eylül

***

gönlümde ihtilal var azizim / Leyla’ nın devri bitti / Şirin’ in devri başlıyor şimdi

***

Biri olur hayatımızda; onun verdiği huzur, tüm huzursuzlukları unutturur.

***

Aslında pek sevmem yağmuru ama senleyken sevilmeyecek bir şey bulamıyorum, dedi; bir şeyler düğümlendi boğazımda, zaman durdu sanki.

***

yapma be arkadaş
nasıl unutayım ki onu
saçlarımdan öptü, sonra gözlerimden
nasıl unutayım ki
bu, ölüm gibi bir şey değil mi

***

o kocaman kocaman gözlerinle bakma
demiştim gözlerimin tâ içine
al işte, bulduk sevdamızı

***

Değer verince değersiz, umursamayınca vazgeçilmez oluyorsun; bu işte bi’ terslik yok mu azizim?

Devamını oku.

Hiç

sonra ölsem
buz kesmiş bir kaldırımda
sabaha karşı bulsalar cesedimi
eski bir gazete örtseler yüzüme
yazık deseler
garibanın teki deseler
fotoğrafım ve adım çıksa
bir Ankara gazetesinde
üçüncü sayfada
bir de hakkımda hikaye uydursalar
gerçeği hiç bilmeseler
okur mu ki birileri haberimi
benim için de üzülen olur mu ki
titrer mi birilerinin içi benim için
bir sevenim yoktu ya
arkamdan ağlayanım olmaz da
belki hüzünlenir birileri

sonra ölsem
buz kesmiş bir kaldırımda
ölsem ve bir daha hiç…

Gitsem

gidiyorsun.
ya ümitlerim?..
söylenecek o kadar şiir varken
gidiyorsun.
şiirler dolusu güzelliğin
hatıralara mı kalsın şimdi?

yapabilsem de ben gitsem
tâ bilmem nerelere.
tuzla buz etsem yüreğimi
sonra savursam bir ikindi rüzgarında
ve sevmesem seni bir daha.

gitsem
sevmesem seni o gittiğim yerlerde,
unutsam adını sanını.

gitsem
neye yarar ki?
paramparça yüreğimin her bir tanesinde
-kaçarı yok- yeniden severim seni.

(Ümit Yaşar Oğuzcan’ a nazire.)

Gelsen…

kaşın gözün neyse de
o gülüşün yok mu
alıverir aklımı başımdan

o cânım ellerin
tamam da
sesin keser nefesimi

etme güzel kız
daha kaç cümle
sensizliğe adansın
kaç cümle hasretine yansın

gelsen artık
gelsen ve hiç gitmesen

Unuttum ki(!)

yok yok
zor değil seni unutmak
mesela
görmesem ömrüme neşe katan gülümsemeni
duymasam içimi titreten sesini
ve öyle dalıp gitmesem saçlarının raksına
unuturum işte seni

mesela
girmesen rüyalarıma
ya da
aklım fikrim her an sende olmasa…

evet seni unutmak öyle kolay ki
yemeden içmeden yaşama devam etmek gibi
hatta daha da basit
mesela su içmemek
nefes almamak gibi bi’ şey seni unutmak
işte böyle kolay seni unutmak

hele ki
çıksın bu can bu bedenden
işte hepsi bu
unuttum gitti seni.

Şey

kaçamak bakışlar
sebepsiz gülümseyişler
bunun bir adı olmalı

biliyoruz ikimiz de
gözlerimizde saklı
dilimizin ucunda takılı

tam söyleyecek oluyoruz
kelimeler yitiyor

evet
biliyoruz ikimiz de
lakin
ne cesaret

İlk Kar

     Bugün ilk kar düştü Ankara’ ya, öyle güzeldi ki… Tam da geçen yıl bu zamanlardı sanırım ya da bilinçaltımın bana kötü bir oyunuydu bu -tam olarak bilemiyorum- ; sen vardın yanımda geçen yıl bu zamanlar, ilk kar düşerken Ankara’ ya.

     Pek bi’ hüzünlüydü kar taneleri, ruhumun her zerresindeki -masmavi bir- hüznün birer temsiliydi sanki.

     Pencereyi açtım, buz gibi bir hava çarptı yüzüme; ellerin geldi aklıma, o minnacık, -tutmayı bırak- bakmaya kıyamadığım ellerin geldi aklıma, sonra unutuverdim soğuğu ve bir sigara yaktım. Ankara’ nın o -çok sevdiğim-  kömür kokan havasını sigaramın dumanıyla çektim içime.

     Sesin geliverdi aklıma; parmak uçlarım uyuştu, yutkunamadım yine. Öyle güzeldi ki kar taneleri… Sen severdin kar tanelerini, hâlâ sever misin?

     Geçenlerde Abdi İpekçi Parkı’ ndan geçtim; hani, birlikte yürümüştük, sen sol yanımdaydın, -sanki az önce olmuş gibi hatırımda- bir şeyler anlatıyordun bana gülümseyerek. O gülüşün… Bağırasım geldi birden, avazım çıktığı kadar hem de, bir küfür savurmak istedim ardından; utandım bu düşünceden, yapmadım, yapamadım.

Devamını oku.

Aptalım Diyen?..

     Bazen, bazı şeyleri anlamak için, anlamamız gereken o şeyin geçtiği bir cümle kurulsun isteriz ve bekleriz o cümlenin kurulmasını, öyle saf gibi. Aslında kurduğu her cümleden, yaptığı her şeyden ya da hiçbir şey yapmamasından, anlamamız gereken o şeyi anlayamayız bir türlü. İçinde sevgi geçen bir cümle bekleriz, içinde nefret geçen bir cümle duymak isteriz ya da umursamazlığın ayyuka çıkışını bekleriz bir cümleden, öyle saf gibi. Aslında, saf demek yerine aptallık da denebilir; ama katıksız bir aptallık. Ben çoktan elimi kaldırdım, ben de o aptallardanım diyen el kaldırsın.

(İnsanlığa ithaftır bu kelimeler.)

Sen Olmayınca

alev alev bir sevinin kuyusunda
her an hasret sancısında
bir bakışı ölüm
bir selamı…
ve cesaret

geçmişi boşver
hayallerini de
gençliğini falan boşver

ellerini hatırla
o minicik ellerini
hani sıcacıktı
hatırla ellerini

sesini, o sesini hatırla
gülüşünü düşün sonra
adının, sesindeki aksini hatırla

saçları
içinde bir kor
hani o ağlatan saçları

boşver her bi’ şeyi
taze simit kokusunu
yağmur damlalarını
şehrin ışıklarını

şarkılar yalancı
şiirler riyakar
kelimeleri boşver
ve sus

unut her bi’ şeyi
onsuz Ankara’ yı unut

boşver
şiirlerini başkasına adasın

boşver
bilmesin
senin onu nasıl sevdiğini

*Yazdırana ithaftır bu dizeler.

Ankara’ da …

soğuk mu ne
ve sanki biraz da karanlık
bugün Ankara

aklımda
binlerce kifayetsiz kelime

bugün
seni unutuşun
bilmem kaçıncı kutlaması

sokaklar daha yalnız
sanki insanlar daha ürkek
bugün Ankara’ da

aklımda
binlerce kifayetsiz kelime

ve bilinçaltımın haykırışı:
o yok artık Ankara’ da