Beyaz

Ben bir eylül akşamı
sen bir haziran sabahı.
Ben biraz zemheri, biraz zifiri, biraz yalnız.
Sen sıcacık, sen beyazdan da beyaz.
Artık en sevdiğim renk beyaz,
seni anımsatan tek şey beyaz.

Ellerin geliyor aklıma
o incecik, uzun parmaklı ellerin.
Tutmaya kıyamadığım ellerin…
-ki biliyorum, tutsam ellerini öleceğim-

 

Sonra ölüm geliyor aklıma
Zemheri, zifiri ve yalnız

Bir eylül akşamında gidiyorsun apansız
Kalıyorum hayatın tam da o ânında

Tam da doğmama ramak kala…
Ölüm diyorum ölüm…
Ne güzel şey!
Tüm yalanlar, umutsuzluklar, yalnızlıklar, acılar…
Ne varsa yüreğini burkan hepsi kayboluyor.
Evet evet, ne güzel şey şu ölmek!

Gecenin bir yarısı uyanıyorum,
Öyle saçma sapan uyanıyorum işte.
Sesin…
O hafif buğulu sesin çınlıyor içimde.
Boğazımda düğümleniyor bir avuç umut.
Sesini unutmamak için onca çaba…

Gecenin bilmiyorum kaçı.
Doğacak güneş belki birazdan,
Belki de hiç doğmayacak, diyorum sonra;
Belki de son kez gördüm güneşi dün sabah.

Gözlerin geliyor aklıma
Hani bi’ yıldırım çakarcasına.
Ne gök gürültüsü ne yağmur,
Öyle aniden bir yıldırım.
Beyazdan da öte bir beyaz.
İçime çektiğim sigaram…
Nefesim kesiliyor.

Bilmiyorum kaçıncı sigaradan sonra…
Hadi uyu artık;
Kapat gözlerini sımsıkı, bir daha açmamak için.

hrç – 2 Nisan 2018